Cemiyetten Kent Rehberi Manşet Yeme İçme

Vatandaş henüz dükkanlara dönmedi

Hükümet normalleşme adımları çerçevesinde dükkanları açtı, ancak dükkan sahipleri henüz işlerin normalleşmemesinden şikayetçi. Haftalık Gazete muhabiri Serkan Ocak, İstanbul’un popüler köşelerini sizler için gezerek araştırdı:

Korona sonrası ‘normal’in üçüncü haftasına girerken umumi manzara şöyle:
Her yerde tabanca şeklinde ateş ölçerler, yüzleri maskeli güvenlikçiler, şişe şişe dezenfektanlar… Şeffaf maskeli tezgahtarlar, kasa önlerinde yere birer metre arayla konulmuş “Kuyrukta beklerken sosyal mesafeyi koruyun” işaretleri. Maskeli eldivenliler, maskesini çenesine indirenler, bir haftadır her gün kullandığı maskeyi, biri sorarsa 3 bin 400 lira cezası var diye cebinde gezdirenler.

Bir yanda sokaklardaki kalabalığa bakıp “Çok hızlı normalleştik” diyenler, ikinci dalga bekleyenler var. Diğer yanda çalışmak zorunda olanlar, işletmelerini ayakta tutmaya çalışan patronlar… Her gün zararla açıp, zararla kapatıyorlar.
Her gün medyada sokaklardaki kalabalıklar tartışılıyor ama o kalabalıklar AVM’ler, lokantalar, kafelerden uzak duruyor.

Üç ayın ardından işbaşı yapan garsonlar şanslı, bir köşede dikiliyorlar. Ama hiç müşteri olmamasından huzursuzlar, patronun gözüne batmamaya çalışıyorlar.
İşletme sahipleri bir boş masalara, bir garsonlara, bir de mutfakta zaman öldüren aşçıya bakıyor. Muhtemelen “Yani şimdi açılmış mı olduk” diye düşünüyor.
İnsanlar tedirgin. İki üç masanın dolu olduğunu görenler, sanki içerisi tıka basa doluymuş gibi hareket ediyor; haklı olarak gireceği varsa da girmiyor.

HaftalıkGazete olarak İstanbul’un bir ucundan girdik, diğer ucundan çıktık; AVM’leri, lokantaları, kafeleri dolaştık. Normalleşmenin izlerini cirolarda aradık.

İlk durak İstiklal Caddesi
Turumuza İstanbul’un en meşhur caddesi İstiklal’le başlıyoruz. Esnaf, İstiklal’in günden güne kalabalıklaştığını söylüyor. Ancak restoranlar, lokantalar, kafeler boş. Mağazalar da öyle. İstiklal’i turistsiz görmek çok garip. Misafirler yeni kalkmış, evde biz bize kalmış gibiyiz.
İstanbul’da açılma manzaralarına tanık olmak için AVM’leri ve İstiklal Caddesi, Moda, Kadıköy gibi bölgeleri gezdik. Kafe ve lokantalarda pek müşteri görmedik. Öğlen saatlerinde hep tıklım tıklım olan Kanyon’un yemek katı bir hayli tenhaydı.

Burası İstanbul’un Anadolu yakasında, Acıbadem’deki ünlü alışveriş merkezi Capitol. Herhalde açıldığı günden bu yana hiç bu kadar boş kalmamıştı. En üst katta yeme içme mekanları var. O kadar boş ki, ilk anda katın tamamen kapalı olduğunu bile düşünebilirsiniz.

İstiklal Caddesi’ndeki Espresso Lab, pandemi öncesi günlerinden çok uzak. Üç katlı kahvecide kimseler yok. Gelenler, kahvelerini alıp çıkıyor. Çalışanlar, şeffaf maskeler ve şeffaf panelin arkasından hizmet veriyor.

Kanyon’un girişinde ateş ölçümü yapılıyor. Ateşi yüksek çıkanlar içeri alınmıyor ama bu kişilerle ilgili başka da bir yaptırım yok. Evlerine mi gidiyorlar yoksa başka bir AVM’de şanslarını mı deniyorlar?

İstiklal’in kahve zincirlerinden Espresso Lab’e giriyorum. Pandemi öncesi üç katlı kahvecide yer bulunmazdı ama bugün her katta ancak bir masa dolu. Kahvemi söylerken “Burası hep böyle boş mu?” diye sordum. “İnsanlar genellikle kahvelerini alıp çıkıyor, oturmuyorlar” dedi kasadaki kız. Bir de İstiklal’deki işyerlerinin çoğunun salgınla birlikte evden çalışmaya geçtiğini, bunun da kendilerini etkilediğini söylüyor.
Kahvemi alıp asma kattaki balkona çıkıyorum. Burada bir saatten fazla vakit geçiriyorum ama bulunduğum kata gelip giden olmuyor. Girişte ve üst katta da sadece bir masada birkaç kişi var, o kadar.

Espresso Lab’ın Pera şube sorumlusu Ufuk Atalan, işlerin yarı yarıya düştüğünü söylüyor. “İlk günler sadece paket servis yaptık. Geçen haftadan itibaren insanlar tek tük gelip oturmaya başladı. Biz de masaların arasını açtık, sayısı azalttık. Yine de gün içinde herhangi bir yoğunluk olmuyor. Ateş ölçüyoruz, mesafeyi koruyoruz. Her yerde dezenfektan var ama millet tedirgin.”

Midpoint kapatmış
Oda Kule’nin İstiklal Caddesi üzerindeki Boğaz manzaralı kafe restoranı Midpoint’e gitmek istiyorum. Ancak restoranın yerinde çoktan yeller esiyor. Zincir restoranın bulunduğu yerde, pandemi sonrası büyük işletmelerin bir kısmında yazan yazıyla karşılaşıyoruz: ‘Kiralık…’

İstiklal’den sonra ikinci durak Nişantaşı. Nero ve Starbucks önünde sosyal mesafe kuralından kaynaklanan uzun bir kuyruk var. Kahvesini alan çıkıyor, içeride oturan yok.
Ateşi olana ne oluyor?
Kahve siparişi veriyorum, kasiyer önce uzanıp ateşimi ölçüyor: 35.5… Gayet iyi, artık kahvemi alabilirim.
“Ateşim 39 çıksa ne yapacaktın?” diye soruyorum. Gülümsüyor. Henüz yüksek ateşi olan birine rastlamamış. Belli ki böyle bir durumda ne yapacağını o da bilmiyor. Ama ateş ölçülüyor mu, ölçülüyor. Şekil şartı tamam.

AVM’lere giden yok
Nişantaşı’nda hayat yok, Levent’e geçiyorum. Alışveriş için olmasa da özellikle öğle saatlerinde yeme içme açısından bölgenin çekim merkezi haline gelen yan yana sıralanmış AVM’leri geziyorum. Levent’teki kulelerde çalışan beyaz yakalıların tamamına yakını ‘home ofis’e geçtiği için, bu AVM’ler kilitlenmede en ağır darbeyi yiyen yerlerin başında geliyordu.

Kanyon’un en büyük restoran zircirinin işletmecisi AVM’nin bu ay kiranın yarısını istediğini söylüyor. “Elbette büyük bir destek bu ama işler eskisine göre yüzde 80 düştü, kolay kolay da kısa zamanda toparlanacak gibi gözükmüyor. Böyle giderse çok işletme batacak” diyor.

Restoranının adını vermekten çekinen bir başka işletme sahibiyle konuşuyorum. Herkes çekiniyor, kimse adını vermek istemiyor.

“İşlerin her geçen gün artmasını bekliyoruz ama öyle olmuyor aslında” diyor.

Neden? “Çünkü AVM’ye giren sayısı artmıyor. Hepimiz 1 Haziran’da açmadık. Örneğin günde 1000 kişi geliyorsa, ilk günler açık olan üç beş restorana dağılıyorlardı. Şimdi yavaş yavaş herkes açmaya başladı, aynı sayıda müşteri daha çok restorana dağılıyor. O yüzden işler iki buçuk haftadır artmıyor, tersine azalıyor.”

İyimserler de var
Kanyon’un son dönemde adı çok duyulan burgercisi Zula’ya geçiyorum. Restoran sorumlusu normalde 100’e yakın müşteri kapasitesine sahip olduklarını ancak yeni dönemde ancak 50 müşteri kabul edebildiklerini söylüyor.
“Eee güzel, 50 kişi de fena değil” diyorum, “Kapasite 50’ye indi ama o 50 kişiyi zar zor buluyoruz” diye konuşuyor. “Herkes zor durumda. Biz personel sayısını azaltmadık, kimse işsiz kalmasın diye. Gidebildiğimiz kadar gideceğiz. Gelecek için çok endişeli değilim çünkü insanlar buna da alışacak. Alışmak zorunda. Belki bundan sonra sürekli maskeli dolaşacağız. Ama evde otur evde otur nereye kadar? Hiç mi sosyalleşmeyeceğiz, dışarıda bir hamburger de mi yemeyeceğiz? Sosyal hayat bir şekilde akmaya devam edecek. Şu an Kanyon’daki ofisler kapalı. Açıldığında işler de açılır. Yani inşallah açılır. Yoksa bu şekilde işletme maliyetini bile kurtarmıyor. Bu sürdürülebilir değil.”

Sanayici Adnan Demirci’ye rastlıyorum. Bir restoranda yemek yiyor. Tedirgin olup olmadığını soruyorum. “Hayır değilim” diyor, “Maskemi takıyorum, sosyal mesafeye dikkat ediyorum. Çok kalabalık yerlere girmiyorum. Bir yer kalabalıklaşmaya başladığında hemen oradan uzaklaşıyorum. Daha başka ne yapabilirim?” Haklı. Koronasız günler dileyerek Kanyon’dan çıkıyorum.

Yolun karşısına geçip, Kanyon, Özdilek, Metrocity üçlüsüne direnmeye çalışan fast food restoranlarına bakıyorum. Müşteri sayısı onlarda da çok az.

En şanslı AVM Aqua
İkinci gün Florya’ya uzanıyorum. Aqua AVM tıklım tıklım. Buradaki restoranlar, iki günlük İstanbul turunda ‘İşler nasıl’ sorusuna Allah bereket versin’ diyen tek yer. Çünkü çoğunun denize nazır açık alanları var. İşletmecilerin çoğu işlerin eskisine döndüğünü söylüyor.
Florya’dan Moda’ya geçiyorum. Yasaklar kalkınca Moda sahili ‘sosyal mesafe sıfır, herkes sokakta’ diye haberlere konu olmuştu. Moda’da Urban Roastery adında bir kahve dükkânı işleten Emre Boztepe’yle konuşuyorum. O da işlerin yavaş yavaş açıldığını söylüyor. “İşler kötüleşti diyemem ama değişti. Pandemi sürecinden sonra dükkânda oturan sayısı yüzde 90 azaldı. Oturanların da hemen hepsi dışarıdaki masalarda oturuyor. Buna karşın al-git servislerde artış var. Ayrıca insanlar bu süreçte evde kahve içmeye alıştıkları için paket kahve satışlarında da bayağı bir artış oldu.”

Farklı bir bakış açısı
Kadıköy’deki işletmecilerden Dopamine Coffee Shop’un sahibi Yeşim İzgi, İstanbul’un bu köşesinde kapalı mekanların açık alanlardan daha güvenli olduğunu söylüyor: “Bizim işletmemizin açık alanı da var. İnsanlar tabii kapalı yerde oturmak istemiyorlar, açık alan tercih ediliyor. Ama buraya sahile çok gelen oluyor, bence işletmeler sahillere göre daha az riskli. Çünkü masalar belirli mesafelerde. Her masada dezenfektan var, tuvaletler iki saatte bir temizleniyor. Ama eski cirolar var mı, yok tabii, eskisine göre yarı yarıya düştük.”

Anadolu Yakası’nın en meşhur AVM’lerinden birine giriyorum. Kapalı otoparkı kapalı. AVM önünde de kimseyi görmeyince ‘açılmadı herhalde’ diye düşünüyorum. Son anda kapıdaki güvenlik görevlisini görüyorum. Ateşimi ölçtürüp içeri giriyorum; bu kez 35.7.
Koca AVM’de görevlilerin dışında ancak birkaç kişi var. Dükkânların büyük kısmı kapalı. Zemin kattaki büyük zincir yeme içme mekanlarından biri henüz kapanma saati gelmemesine rağmen kasasını kapatıyor.

Kasadaki görevli “Kimse gelmiyor zaten” diyerek son iki buçuk haftayı özetliyor:
“AVM’ye gelenler çok azaldı. Normalde burada oturmaya yer bulamazdınız. Gelenlere ‘dolu’ derdik. Bekletirdik, artık ‘dolu’ diye bir şey yok. Masaların 10’unun bile dolduğunu görmedim. Birkaç masada oturan oluyor. Hepsi o…”

Son durak Altunizade’deki Capitol AVM. Restoranların olduğu en üst kata çıkıyorum. Üst katın en büyük restoranı açık. Açık kısımda oturan birkaç kişi var. Restoranın müdürü, işletmenin adını yazmamam şartıyla konuşuyor:

“Burası günde ortalama 30 bin lira ciro yapan bir yerdi. Şu anda 5 bin lira bile olmuyor. Halen kısa işsizlik ödeneğinden faydalanıyoruz. Dönüşümlü çalışma düzenine geçtik. Şu an burayı açmamız sırf zarar. Ancak yine de açtık. İleride ne olacak bilmiyoruz. Umarım düzelir. Yoksa bu işletme böyle devam edemez…”

Herkeste karamsarlık var, iyimser olanlar da bana ‘mezarlıktan geçerken ıslık çalıyorlar’ gibi geldi.
İşletmelerin şu an tek derdi ayakta kalmak, para kazanmayı sonraya ertelemişler. Ancak orada da ‘ikinci dalga’ korkusu, ufku karartıyor.
Kaynak: Haftalık Gazete-Serkan Ocak

Avatar

Editör

Yorum Yazın

Yorum Yazın...

Güncel Etkinlikler

Haziran

Temmuz 2020

Ağustos
Pzt
Sal
Çar
Per
Cum
Cmt
Paz
29
30
1
2
3
4
5
Etkinlikler için Temmuz

1st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

2nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

3rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

4th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

5th

Etkinlik Yok
6
7
8
9
10
11
12
Etkinlikler için Temmuz

6th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

7th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

8th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

9th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

10th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

11th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

12th

Etkinlik Yok
13
14
15
16
17
18
19
Etkinlikler için Temmuz

13th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

14th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

15th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

16th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

17th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

18th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

19th

Etkinlik Yok
20
21
22
23
24
25
26
Etkinlikler için Temmuz

20th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

21st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

22nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

23rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

24th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

25th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

26th

Etkinlik Yok
27
28
29
30
31
1
2
Etkinlikler için Temmuz

27th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

28th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

29th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

30th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

31st

Etkinlik Yok