Cemiyetten İstanbul Markaları Kent Rehberi Yeme İçme

Ergani: Benim ustalık dönemi işim

JW Marriott İstanbul Bosphorus Yiyecek ve içecek Danışmanı Emre Ergani, “Hayatım boyunca çalıştığım en heyecanlı proje diyebilirim. Çünkü çok farklı konseptlerde mekanlar tasarladık. Her biri bende ayrı bir heyecan yarattı. Su gibi akan güzel bir proje ortaya çıktı ” diyor.

Bugüne kadar açtığı tüm mekanlarda farkını ortaya koyan başarılı işletmeci Emre Ergani, “Ustalık işim” dediği JW Marriott İstanbul Bosphorus’taki projeleri için çok heyecanlı. Aynı çatı altında birden fazla F&B barındıran adres, farklı ve lüks deneyimler yaşatmayı hedefliyor.

Tüm bu operasyonların başında olan JW Marriott İstanbul Bosphorus Yiyecek ve İçecek Danışmanı Emre Ergani, yapmak istediklerini, hedeflerini, İstanbullulara hazırladıkları sürprizleri Hello Turkey dergisine anlattı. İşte o röportaj:

 
Otelcilik ve yeme içmenin mükemmel evliliği

HELLO: JW Marriott Otel Grubu ile süreciniz nasıl başladı? Sizin buradaki hayallerinizde, hayata geçirmek istediklerinizde neler var? Oteli nereden nereye taşımayı planlıyorsunuz?


Emre Ergani: Bu projeden hemen önce yine Marriott Grubu’na ait olan The Edition Otel’de F&B operasyonunda danışmanlık görevini yürütmüştüm. Yani aslında kuruluşundan bu yana iki sezondur devam eden bir süreçti bu. Hemen ardından geçen sezonun sonuna doğru otelin genel müdürü Sinan Köseoğlu’yla tanıştık. Bana bu projeden bahsetti, kendisiyle İstanbul’da buluştuk. Birlikte oteli ziyarete gittik ve o an gerçekten hayallerimdeki oteli gördüğümü söyleyebilirim. Sanki ilk görüşte aşk gibi… İçeri girdiğiniz anda insanı etkisi altına alan tarihi bir yapı. Kısa bir tur attıktan sonra kafamda taşlar yerine oturmaya başlamıştı bile. İşte tam da o noktada İstanbul’un F&B tarafında en güçlü oteli olma hayalim doğdu. Çok kısa bir süre içinde tüm ekip çok yoğun çalıştık. Bu süreçte hem Marriott hem de mal sahibinden büyük destek gördük. Ve üç ay gibi kısa bir zamanda bu projeyi tamamlamayı başardık.


HELLO!: Aynı çatı altında bu kadar çok F&B ünitesi barındıran tek otel olan JW Marriott İstanbul Bosphorus, İstanbul’un ilk F&B odaklı oteli. Peki F&B, oteli nereye taşıyor? Sizin planlarınızda ne var?


E. Ergani: Otelcilik dünyasında özellikle son 10 yılda F&B ve otel ilişkisi çok değişti. Otelciler, tek başına oda satmanın önemli ancak yeterli olmadığını gördüler. Tamamlayıcı faktörün yeme içme olduğunu fark ettiler ve böylece restoran/barların çoğaldığı otel örnekleri de artmaya başladı. Herkes lüksün bir deneyim olduğu konusunda hemfikir oldu. Çünkü bir çatı altında toplanan farklı deneyimler yaşayabileceğiniz yeme içme noktaları, otelin varlığını da ruhunu da değiştiriyor. Bir otelde yalnızca odaların konforundan bahsetmek insana anlatacak çok fazla hikaye vermiyor. Oysa ki yeme içme konusu bitmek bilmeyen bir hikaye. Konuşacak çok konunuz, anlatacak çok şeyiniz oluyor. Gün be gün bu hikayeyi daha da çoğaltabiliyorsunuz. Dolayısıyla daha dinamik bir ruhu olduğuna inanıyorum.


HELLO!: İstanbul’un yükselen semti Karaköy’ün Boğaz kıyısında yer alan ve 180 yıl önce İtalyan mimarlar tarafından inşa edilen tarihi Veli Alemdar Han, tamamen yenilenerek JW Marriott İstanbul Bosphorus’a dönüştü. Otelin bu tarihi dokusu sizi nasıl etkiliyor?


E. Ergani: Bu dönüşümü otelcilik ve yeme içmenin mükemmel evliliği olarak görüyorum. JW Marriott İstanbul Bosphorus da bunun İstanbul’daki en güzel örneği olacak inşallah. Otelin tarihi dokusuna gelince bu sadece beni değil bence gören herkesi etkiliyor. Bu tarihi doku insanda sanki zaman tünelinden geçiyormuş hissi yaratıyor. İtalyanlara, Cenevizlilere kadar uzanan 200 yıllık bir tarih… Dolayısıyla otelin lokasyonu itibariyle böyle bir dokunun içinde yarattığımız tüm yeme içme birimleri şimdiden çok başarılı oldu. Karaköy’de halihazırda çok güzel büyük projeler var. Galata Port zaten hepimizin beklediği bir proje. İstanbul bu anlamda büyük bir çekim merkezi haline geldi. Önümüzdeki birkaç yıl içinde de sadece yeme-içme değil, alışverişiyle birlikte sokak konsepti daha ön planda olacak. Dünyaya baktığımızda hep alışveriş merkezlerine eğilim görüyoruz, oysa ki sokak kültürü bambaşka bir şey. Karaköy’de bu kültürü doyasıya yaşayabiliyorsunuz, her noktasında ayrı bir güzellik keşfediyorsunuz. Ben de Karaköy’ü özellikle son dönemde çok iyi yaşamaya başladım. Her gün beni şaşırtan küçük bir butikle, yeni bir art studio’yla, yeni bir gözlükçüyle ya da tasarımcıyla tanışıyorum. Karaköy sürprizlerle dolu bir yer, dolayısıyla hem yerli hem yabancı turist için bence burası önümüzdeki 10 yılın tam anlamıyla yükselen değeri olacak.


HELLO!: Galata Kulesi, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Haliç, Kız Kulesi ve Boğaz Köprüsü’nün tek bir pencereden görüldüğü, Adalar’a kadar uzanan benzersiz manzarasıyla öne çıkan Octo var, Octo’yu anlatır mısınız?


E. Ergani: Sinan Bey’le birlikte bu oteli ilk gezdiğimde ve Octo’nun bulunduğu kata çıktığımızda buranın deniz mahsulleriyle ilgili bir mekan olması gerektiğini düşündüm. Mekana her gelende aynı hissiyatın oluşmasında elbette ki şef Jorge Lavos Costa’nın payı büyük çünkü bence Jorge’nin hikayesi oldukça keyifli. Portekiz’de küçük bir sahil kasabasından geliyor, hayatının tümünü denizle iç içe geçirmiş. Kendisi son beş yıldır Türkiye’de yaşıyor, Türk bir eşi var. Türkiye’nin pazarlarına sanıyorum bir Türk’ten daha fazla hakim. İşte buradan yola çıkarak Türkiye’nin zengin deniz mahsullerini kullanarak ondan bir hikaye yaratmasını istemek çok kolay olacaktı. Octo’da yaptığımız tam anlamıyla bu. Menüde klasik Türk mezeleri etrafında oyunlar oynayalım demedik, yerel lezzetlere de yer verdik. Onları olduğu gibi klasik bıraktık. Ama Jorge’nin kendi geçmişinden getirdiği hem Portekiz yemekleri hem de iki kültürü sentezleyen ve son dönemi Türkiye’de geçirmesiyle, ürünlere aşina olmasıyla çıkardığı yepyeni tabaklar bu restoranın ruhunu yansıtıyor. Octo’nun her detayına çok özen gösterdik. Otelin genelinde özellikle çağdaş Türk sanatını çok destekliyoruz. Burada Pırıl’ın kuratörlüğünde yeni bir dünya yarattık. Ağırlıklı olarak genç sanatçıların olduğu bunun yanı sıra sanat konusunda çok iyi yerlere gelmiş sanatçıların da bulunduğu sanat eserleri var. Octo’yu yaşayan bir sanat galerisi olarak da görüyoruz. Buradan yola çıkarak yepyeni bir proje hayal ettik şöyle ki, Octo’nun bir art menüsü olacak, bir sanat galerisi olacak. Biz buradaki koleksiyonu kendimiz için satın aldık. Ama buradaki herhangi bir koleksiyona ilgi duyarsanız eğer, biz size bir menü vereceğiz, o menüde sanatçının diğer tüm eserlerini de bulabileceksiniz. Bu projeden hiçbir maddi beklentimiz olmayacak, sanatı tamamen kitlelerle buluşturmak üzere biz burada aracı olacağız. Bir diğer projemiz de ‘Octo’da Art Talks’ olacak. Sanat ve JW Marriott ismini artık sıklıkla bir arada duyacaksınız.


HELLO!: Yeni ve eklektik bir konsepte sahip olan Brasserie Turque’den biraz bahsetseniz?
E. Ergani: Benim her zaman şahsi olarak brasserie’lere ilgim olmuştur. 30 yıldır bu işi yapan bir insan olarak dünyanın neresinde iyi bir brasserie varsa orayı ziyaret etmeye özen gösteririm. Dolayısıyla brasserie benim aşkım. Bir brasserie’nin olmazsa olmazı bir steak tartar olmalı, bir ‘mull’ olmalı evet; ancak bunu kendi ülkeme uyarlasaydım bu ne olurdu diye de hep düşünmüşümdür. Çünkü bizim yeme alışkanlıklarımız birtakım sokak lezzetlerimizle bence çok uyumlu. Dolayısıyla Brasserie Turque onun için biçilmiş kaftan oldu. Ben İstanbul’da yaşayanlara iyi bir brasserie sunarken buraya gelen turiste de Türk lezzetlerini tattırabilmeyi hayal ettim. Bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman için brasserie çok enteresan değil. Ama bir Brasserie Turque ismiyle yapılmış devşirme bir brasserie enteresan gelebilir diye düşündüm. Menüde mantı, tandır gibi yerli ama beklenmeyen lezzetler var. Yani ortaya keyifli bir konsept çıktı. Şu ana kadar da hep olumlu tepkiler aldık.


HELLO!: Skull & Bones Karaköy’ün dokusuna son derece uygun, asi ve rahat bir mekan.. Dekorasyonundan sunulan kokteyllerine kadar Karaköy’ün hip duruşuna yakışan yeni kokteyl ve tapas konseptirıe sahip… Burası şehrin ilk tapas barı mı?
E. Ergani: Skull & Bones’un iki girişi var yani iki ayrı dünyaya açılıyor. Bir tarafı şehrin lüks tarafına diğer tarafı da daha bohem tarafına bakıyor diyebilirim. Biz de o bohem ruhu Skull & Bones’ta yaşatmak istedik. Otele değil ama Karaköy’e, sokağa ait bir mekan olsun istedim. Mekanda garsonumuz yok, tamamen barmenler üzerine kurulu bir oyun gçibi. Barmenle kokteyl arasına birini koymak istemedik; çünkü barmenler biliyorsunuz şefler kadar önemli ve kreatif insanlar. Dolayısıyla onları müşteriyle direkt buluşturmak istedik. Mekanda yine yerel malzemelerin olduğu Türkiye’nin gerçek anlamda ilk tapas bannı yarattık. Çok geniş bir menü yaratmak istemiyoruz. Yaptığımızın en iyisini yapmak istiyoruz Dolayısıyla Skull & Bones kokteylleri ve tapasıyla ön plana çıkacak bir mekan.


HELLO!: İstanbul Bacon Company’nin özelliği nedir?

E. Ergani: İstanbul Baking Company yine Karaköy’ün bohem tarafına açılan kapımızda yer alıyor. Burası son derece hızlı gelişen ağırlama ve yeme içmeye yatırım yapan bir grup. İstanbul Baking Company’ye kısaca biz ‘IBC’ diyoruz. ‘IBC’ üçüncü nesil bir kahveci. İkinci şubesini de aynı gruba ait, Sheraton Dolapdere şubesinde açtık. Konsept ve ruhu aynı olmakla beraber, tek bir çatı altında şehirlerin isimleri veya simgeleriyle gidecek bir konsept. Yurtdışında Mısır ve Katar’da kardeş mekanları var. Yatırımcımız şehirlerin ve bölgelerin adıyla gitmek istiyor. Mısır’da açılacaklar Red Sea Baking Company olacak.


HELLO!: Şampanya ve şarap barı Dom Perignon Room’da çok özel şaraplar mı var?
E. Ergani: Don Perignon Room gerçek anlamda şarap ve şampanya sevenlerin cenneti diyebilirim. Çok geniş bir şarap kavına sahibiz. Burada dünyada Don Perignon’un sahiplendiği şarap odaları var ve ilki Türkiye’de burası. Burada çok üst segment müşterilere küçük etkinlikler yapmayı hayal ediyoruz. Şampanya şarap eşleşmesi gibi. Şeflerimiz burası için çok tatlı bir hikayesi olan bir menü hazırladılar. Özellikle yurt dışından gelen müşterilerimiz için çoklu şarap eşleşmeleriyle Anadolu tatları diye bir hikaye yarattık.


HELLO!: Peki ya otelde başka mekanlar da hayata geçecek mi?
E. Ergani: Nisan ayının sonuna doğru hayatımıza girecek Sky Karaköy, İstanbul’un en güzel manzarasına sahip ‘roof top bar’ olacak. 30 yıldır bu işi yapıyorum böyle bir manzaraya sahip bir mekan görmedim. Adalar, Ayasofya, Boğaz, Topkapı Sarayı ve Galata Kulesi… Hepsini tek bir noktadan görebileceğiniz nefes kesen bir mekan olacak.


HELLO!: Bu kadar farklı konseptlerle her kesime mi hitap etmek istiyorsunuz? Ya da İstanbulluların ilgi alanım nereye taşımak istiyorsunuz?
E. Ergani: Aslında İstanbul’un her kesimine ve de yabancı turiste aynı anda hitap etmek istiyoruz. Bu noktada birbirini tamamlayan farklı mekanlardan oluşan doğru bir konsept yarattığımızı düşünüyorum. Buraya kahve içmeye de gelebilirsiniz, kokteyl içmeye de sushi yemeye de tapas yemeye de… Kapılarımız her kesime açık. İstanbul’da turizm için önemli bir fırsat yarattığımızı düşünüyorum.

 
HELLO!: Peki ya bu kadar farklı konsept size nasıl bir ruh ya da bakış açısı oluşturdu?
E. Ergani: Bu benim ustalık dönemimin işi. Tüm hayatımda çalıştığım en heyecanlı proje diyebilirim. Çünkü çok farklı konseptlerde mekanlar yarattık, dolayısıyla her biri bende ayrı bir heyecan yarattı. Binanın kendi büyüsü ve ekip çalışması bir araya gelince su gibi akan güzel bir proje ortaya çıktı. Hayırlısıyla tüm projelerimiz tam hayal ettiğimiz gibi hayata geçecek.

Kaynak: Hello Türkiye

Avatar

Editör

Yorum Yazın

Yorum Yazın...

Güncel Etkinlikler

Haziran

Temmuz 2020

Ağustos
Pzt
Sal
Çar
Per
Cum
Cmt
Paz
29
30
1
2
3
4
5
Etkinlikler için Temmuz

1st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

2nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

3rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

4th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

5th

Etkinlik Yok
6
7
8
9
10
11
12
Etkinlikler için Temmuz

6th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

7th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

8th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

9th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

10th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

11th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

12th

Etkinlik Yok
13
14
15
16
17
18
19
Etkinlikler için Temmuz

13th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

14th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

15th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

16th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

17th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

18th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

19th

Etkinlik Yok
20
21
22
23
24
25
26
Etkinlikler için Temmuz

20th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

21st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

22nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

23rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

24th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

25th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

26th

Etkinlik Yok
27
28
29
30
31
1
2
Etkinlikler için Temmuz

27th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

28th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

29th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

30th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Temmuz

31st

Etkinlik Yok